November 2011
4 posts
Güven, tek başına oluşan bir duygu değildir! Paylaşımla doğar, paylaşımla büyür, paylaşımla güçlenir…
Yalan →
October 2011
14 posts
Vanilya
Biz; seninle aynı sabah farklı semtlerde aynı kokuyu koklayandık, hissedendik… Bizdik…
İnsan sevdiğini öldürür diye bir söz vardır ya. Aslında bakın, insanı öldüren...
– Fight Club
3 tags
Yoluma devam etmek için doğaüstü bir çaba gösterirken uyandım, ve yeniden insana...
– Maldoror’un Şarkıları-Comte de Lautréamont (via oluentomolog)
5 tags
September 2011
2 posts
August 2011
8 posts
“Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman, hayatı önemsememeye başlıyorsun.” Tolstoy
Beni Anlamayışına
Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar Bir yanında...
2 tags
jadebox:
nerede tükettin ömrünü? bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. iz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?
Kopuş Saatim
Akrep 6’nın üzerine gelmeye dursun başlıyor içimde bir saçmalama. Ne yapacağımı bilememe hali… Bitmek bilmeyen bir boşluk duygusu, saçma bi can sıkılması. Sonra, boş boş amaçsızca tüm gün karşımda duran duvarı inceleme zamanı.
Kendime gelmem yaklaşık 20 dakika alıyor sanırım. İşte tam bu sırada, o 20 dakikalık sürede beynimin bom boş olduğunu bilmek bir şeyleri düşünmeden...
“Ben senin öpücüklerini yutayım, sen de benimkileri yut. Ve ağızlarımızla birbirimizin mutluluğunu yudumlayalım.” Louise Labe
Emekleme dönemimin henüz yeni yeni bittiği dönemler yürümeye çalışırken ben, sen geldin yanı başıma. Elimi tutuverdin. Ben, direk koşmaya başladım…
Koştuk seninle ilk önceleri hızımızı alamadan, yorulmak bilmeden koştuk. Zaman’la nefesimiz kesilmeye başladı. Sonra bacaklarımızın gücü tükenmeye… Daha sonra ellerimiz ayrılmaya başladı. Tökezlemeye, düşmeye başladık… Her...
Sonunu bildiğin bir bitişin her defasında aynı acıyı vermesi…
June 2011
1 post
Beni Sana Sımsıkı Sarılı Görenler Olmuş →
December 2010
1 post
November 2010
1 post
ironik anektodlar: cinnet →
ironik:
Çünkü şüphe cinnetin kız kardeşidir. O narin, kırılgan şüphe, boy attıkça ablasına benzer. O mağrur genç kız büyür ve histerik bir kadın olur.
***
“Bir yanım hikmet, bir yanım cinnet.” Hikmeti de cinneti de iyi tanırım. Hikmet ağzına gelen o kıyıcı, korkunç sözcükleri size bir türlü…
August 2010
4 posts
...
Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.. Ne kötüdür an kadar …yakın, bir asır kadar uzak olması… Ve bilir misin..? Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması… Ben deyip susması, sen deyip ağlamaklı kalması…
4 tags
17 Ağustos anısına...
Sesimi Duyan Var Mı?
Uykudaydı İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bolu, Yalova uykudaydı Eskişehir, Ankara, Gölcük, Değirmendere, Düzce, Bursa onyedisinde Ağustosun, sonra onikisinde kasımın dipten bir uğultu koptu, bir çığlık yükseldi topraktan saniyelere sığdı onbinlercesi ölümün sonra çığlıklar ağıtlara, ağıtlar çığlıklara karıştı ben buradayım, sesimi duyan var mı? Geceydi uğultulu geceydi ...
danielhilding:
Hans Zimmer - Time
1 tag
July 2010
1 post
1 tag
Seni Görmeseydim...
İçimde bir sıkıntı var Akşam çöktü ondan mı Seni görmeseydim yoklar mıydı bilmem Bu hasret ağrısı Davetsiz bu hayatın mutlaktır oyunları Kaybettik mi yoksa kazandık mı Ben sustum cevabını Seni görmeseydim yoklar mıydı bilmem Bu hasret ağrısı Seni görmeseydim yoklar mıydı bilmem Bu hasret ağrısı Zamanı vakti var derken O gün geldi çattı Açtım gül kokan gül kurusu bakan O eski sandığı...
April 2010
1 post
1 tag
Asmaların Dansı
1. bir akdeniz haziran’ında öğleye doğru. yalnızca kavaklar altında öten cırcırların sesi sıcaktan kaçın diyen sirenler taş sofada güneşin yaktığı otların ve toprağın soluk kesen buğusu sırtları serin duvarlarda köşede yirmi taş oynayanlar : kız ergen gibi, oğlan daha kısa pantolonlu. kızın taşları süpüren eli oğlanın paçasından yavaşça süzülüyor içeri. birazdan yüklük...
March 2010
1 post
Kokum elinde...
Tüm gün saçlarımda, yüzümde gezdi eli… O güzel, pürüssüz beni bana hissettiren eli… Eve gittiğinde aradı; “babam elimi tuttu ve öptü. Elin ne kokuyo” dedi… Sevdiğim “elim sen kokuyodun” dedi. Sevdiğimde kalmış kokum…
February 2010
4 posts
Boşluk...
Bırakıyorum kendimi öylece uçurumdan aşşağı…Canımın acıyacağını bile bile öylece bırakıyorum…Çığlıklar ata ata…Olmadı! ateşe atıyorum kendimi, ya tamamen kül olurum yada küllerimden yeniden doğan yeni bir ben olurum…
1 tag
Sevgimizin aşkımızın üstünden...
Sevgimizin aşkımızın üstünden Sene geçti, mevsim geçti, ay geçti Rüyamızın hülyamızın üstünden Yağmur geçti, dolu geçti, kar geçti Ne birleştik ne ayrıldık biz Kış geçti, bahar geçti, yaz geçti… Bu aşkın bu sevdanın üstünden Hayat geçti, ömür geçti, yaş geçti…
1 tag
Yaşayalım Ki
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki,...
HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç… Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin...
January 2010
8 posts
1 tag
Terk-i aşk...
Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında… En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak… Sevdanız...
1 tag
Boğazın Suları Çekildiği Zaman
Boğaz’ın sularının çekilmekte olduğunu farkettiniz mi? Sanmıyorum. Bayram şenliğine çıkmış çocukların keyfi ve heyecanıyla birbirimizi öldürdüğümüz bugünlerde hangimiz bir şey okuyup dünyadan haberdar oluyor ki? Köşe yazarlarımızı bile, dirsekleştiğimiz vapur iskelelerinde, kucak kucağa yuvarlandığımız otobüs sahanlıklarında, harflerin tir tir titrediği dolmuş koltuklarında yarım yamalak...
.........
Sen olmadığın zamanlar bir yanım her zaman eksik kalacak…
Kendimle baş başa...
Sabah 9 gibi uyandım, sıcacık duşumu alıp attım kendimi sokaklara. Maçka parkına gidip uzun bir yürüyüş yaptıktan sonra kendime enfes bir kahvaltı ısmarladım :)) Sonra ver elini Taksim; uzun uzun, yavaş yavaş yürüdüm. Sevdiğim kitapçılara, dükkanlara uğradım, kendime küçük bir hediye aldım ;) Yorulunca tünel’e geçip sıcak bir şarap içerek etrafı izleme zevkini yaşadım. En önemlisi...
Sen/ben değil!
Ellerimiz birleşti önce sonra gözlerimiz, dudaklarımız ve tenimiz… Artık bir bütünüz sevdiğim… Sen - ben değiliz; biz bir bütünüz…
Tarih: 13.11.2008
2 tags
Susalım...
Sen ve ben uzanalım bir yatağa sessizliğimiz’de boğulalım. Susalım, susalım, susalım…
HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile...